Sheraton’li Gunler
Artik Sheraton yedi haftaligina evimizdi. Herkesi ikiser kisilik odalara yerlestirdiler yalniz Ingilizce konusmak zorunda kalalim diye ana dili ayni olan insanlari ayni odalara koymamaya ozen gosterdiler. Gerci bizim icin bu yontem pek sokmemisti; aksama kadar beraber Lobide arada disarda takilip yatmadan yatmaya odalara geciyorduk. Zaten cogumuzun oda arkadasi Tayvanli yada Koreliydi. Farkli bir kulturleri vardi ama ilk ogrendigimiz sey yemeklerinin bizim icin cok kotu koktugu oldu ve arkadaslar cevredeki cin lokantalarindan alip geldikleri yemeklerini oda da yemek icin actiklarinda pencereyi acip solugu disarda aliyorduk ve sonraki 3-4 saat odaya girmemeye gayret gosteriyorduk. Agiz tadimiza uygun yemekleri kesfedene kadar herkes farkli seyler aliyordu denemek icin ve begenilenler listeye ekleniyor, begenilmeyenler cope atiliyordu. Bu surecte Mikrodalga firinda yumurta pisirilemeyecegini test ederek ogrenen arkadaslarimiz oldu, Mikrodalgada bir bardak suyu kaynatip, ince bulgurun usrune dokerek ve domates sosu ile karisik sebze konservesini ekleyip corba ile pilav arasi garip yemek kesiflerimizde cabasi.. Otelin yakininda bulunan, devamli alisveris yaptigimiz buyuk marketin bizim gibi kalabalik bir grubu kesfetmesi uzun surmedi.. Kisa bir sure sonra Turk urunu Turk etiketli yiyecekler raflarda yerlerini bir bir aldilar
Bir sure sonra elektrikli ocagi kesfettik ve sabah oglen aksam makarna yemeye basladik.
Okulda ise herkes seviyesine gore siniflara yerlestirilmis, ABD’de Ingilizce egitimi baslamisti… Biz Turk ogrenciler olarak okulun onca senelik duzenini de alt ust etmeyi kisa bir surede basardik; ders icerikleri fazla cocukca olunca okula gitmeyip kutuphanede kendi kendine calisan Turklerin sayisi her gecen gun artinca okul yonetmi derslerin icerigini biraz daha ciddilestirme karari aldi. Bu sefer de ders iceriklerini fazla ciddi bulan asyali ogrenciler sikayet etmeye baslamislardi. Ogrenciler icin ders aralarinda vakit gecirmek icin bir dinlenme odasi vardi ve burada Ingilizce disinda konusmak kesinlikle yasakti.. Ogretmenler Turk ogrencileri bu konuda ikna etmenin ne kadar zor oldugunu fark edince ortaya bir kutu konuldu ve Ingilizce disinda konusan ceza olarak kutuya 1 dolar atacak denildi.. Bir gun oda da otururken aramizda Ingilizcesi oldukca iyi olmasina ragmen Ingilizce konusmaktan nefret eden bir arkadasimiz buyuk bir heycanla Turkce birseyler anlatirken kutuya 1 dolar atmasi icin uyarildi.. Arkadasin bu uyariya yaniti hepimizi gulme krizine sokmustu; Kutuya 5 dolar koydu ve uyariyi yapan kisiye donerek artik 4 kere daha Turkce konusma hakim var, parasini pesin odedim dedi. Tabiki de bu olaydan sonra sonra kutununda fayda etmeyecegine kesin kanat getirmis oldular ve bizi kendi halimize birakmanin en dogru karar oldugunu anladilar.
Ilk ay bu sekilde gecerken Turkiyeden gelen haberlerle hepimizi bir huzursuzluk kaplamisti. “YOK ile MEB tekrardan davalik olmuslar ve eger YOK davayi kazanirsa geri cagirilacagiz ve o zamana kadar bizim adimiza yapilan harcamalari odemek zorunda birakilacagiz..” Insan olamaz boyle bir sacmalik diyor ama kucuk bir arastirmadan sonra daha once yasanmis ornekleri ile yuzlesiyoruz. Bir yandan dakikasi dakikasina Turkiyedeki gelismeleri takip ederken diger taraftan ev arama telasina dusmustuk bile, malum yedi hafta ve Sheraton macerasinin sonuna yavas yavas yaklasiyoruz ve kendimize yeni yer bulmamiz gerekiyordu. Hergun craiglist’te sublet ilanlari tek tek inceleniyor, uygun gorulenlere mesajlar atilip gorusmeler yapiliyordu ama daha ne kadar sure orada kalacagimizi bilmezken ve hatta heran geri cagrilma ihtimalimiz varken bir yer bulmak o kadar zordu ki..