Hava soğuktu, belkide yüreğimden süzülen gözyaşlarım üşütüyordu beni; bütün
vücudumdaki tarif edilmez ürpertinin sebebi; belkide ablamın gidiyor olmasını,
onunla ilk defa bu kadar ayrı kalmayı bir türlü kabullenemeyişimdi ama
gidiyordu işte, kimbilir belki de dönmemecesine….
Ablam Amerikaya mastera gidiyordu. Ne büyük mutluluk ama!.. duyan herkesin
gözlerinin parlamasına neden olan bu gidiş, beni mutlu etmeyi bir türlü
başaramıyordu.
O; benim konuşmadan, bakışlarıyla her işini halledecek kadar otoriter, her
insanın imreneceği kadar azimli ve güzel, hayatta hiç birşeyden yılmayacak
kadar sağlam karakterli ablamdı. O benim bu dünyada olma sebebimdi. Kimbilir
belkide onun kardeş ısrarları olmasa ben doğmayacaktım bile.
Her dakika her saniye beynime kazınıyodu.ablamın tekrar tekrar
sarılışı, sonra gözlerinin dolması, güvenliği geçtikten sonra, Türk filmi
nidasıyla dönüp el sallaması, sonra o an… Uçağın büyük bir gürültüyle
havalanması..
Etrafıma bakıyordum, şaşkındım. Sanki birini arıyor gibiydim. Evet, gözlerim
hala ablamı arıyordu. Belkide diyordum binmemiştir uçağa, vazgeçmiştir belki o
büyük kariyer planlarından, belkide hayatının en mükemmel fırsatını elinin
tersiyle geri çevirmiştir… Ablamı yolcu etmeye gelmiş uc araba dolusu insan
arabalara yönelmişken; yapamıyordum, onların ardından gidemiyordum. Her
fırsatta dönüp arkama bakıyordum. O an aklıma Orhan Veli’in Anlatamıyorum
şiiri geliyordu;
Ağlasam sesimi duyar mısınız
Mısralarımda
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var,biliyorum
Herşeyi söylemek mümkün
Epeyce yaklaşmışım,duyuyorum
ANLATAMIYORUM
Ne anlatabiliyor, ne de anlayabiliyordum. Kardeşim ve annemin yüzündeki
tebessümleri, babamın suratının bembeyaz olmasına karşın dolan
gözlerine, ağlamama konusunda bu kadar direnişini ne aklım ne mantığım kabul
etmiyordu.
Arabada herkes konuşuyordu ama hepsi bir uğultuydu sanki, hiçbirini
duymuyordum. Sadece radyoda çalan parçanın sesini ayırt edebiliyordum: Kenan
Doğulu’nun sesiydi; “bugün pamuk kalbinden taşınıyorum,masal diyarlara göç
edip yeniliyorum…”
Bu bir raslantı olamazdı. Sözleri sanki ablamın bana veda mektubuydu.
1 saat sonra babamın telefonu çalıyordu. Arayan amcamdı. Emel İstanbul’a
geldi.Uçak indi, birazdan yanımızda olur… İşte o an beynimde çakan
şimşekler, o koca akşamın gözümün önünden geçmesi… hepsini
hatırlıyordum. Evet, ablam gitmişti. Ancak o zaman idrak edebildiğim bu gerçek
canımı acıyıyordu. Ablamın, ertesi sabah Amerika uçağına binecek olması, o
görkemli Pennsylvania Üniversitesine gidecek olan arkadaşlarıyla alti sene
sürecek maceraya atılmasına 9 saat olması, o 9 saat boyunca benimle aynı
havayı teneffüs edecek olması biraz olsun hafifletiyordu kalbimin üstündeki
o büyük yükü.
Şu an saate bakıyorum 22:10, 50 dk sonra yeni hayatına adım atacak.
Yolun açık ve aydın olsun ablacım….;)
Seher Ipek Gencer
Tesekkurler Cem, can dostum. Amerikada egitime gelmek isteyen bicok arkadasimiz olduna eminim. Umarim onlar icin rehber yada kopru olabilirim; Ama bunun icin ilk adim cevrelerinde onlara destek olacak sizler gibi gercek dostlari, sevenleri olmasi… Sizlere tekrar kavusacagim gunu simdiden oyle ozledim ki…
Duygulanmamak elde değil açıkcası ama sözün bittiği yeri yine seher koyuyor ” Yolun açık ve aydın olsun ablacım….;) ”
Hepimizin kalbi hep seninle emel döneceğin güne selam olsun..